Fabrika, depo, atölye, hangar, sera ve diğer büyük hacimli yapılarda kullanılacak sıcak hava üretecinin doğru kapasitede seçilmesi, sistem performansını doğrudan etkiler. Gereğinden düşük kapasiteli bir cihaz, hedeflenen ortam sıcaklığına ulaşmakta zorlanabilir ve uzun süre çalışmak zorunda kalabilir. Gereğinden yüksek kapasite seçimi ise sık devreye girip çıkma, düzensiz sıcaklık dağılımı ve gereksiz yatırım maliyeti gibi sonuçlara yol açabilir.
Bu nedenle sıcak hava üreteci kapasitesi yalnızca alanın metrekaresine bakılarak belirlenmemelidir. Yapının hacmi, yalıtım seviyesi, tavan yüksekliği, kapı trafiği, dış hava koşulları ve kullanım amacı birlikte değerlendirilmelidir. Doğru kapasite hesabı, cihaz seçiminden önce gerçekleştirilen teknik keşif ve mühendislik çalışmasının temel aşamalarından biridir.
Sıcak hava üreteci, ortam havasını ısıtarak kapalı alan içerisinde dolaştıran endüstriyel ısıtma cihazıdır. Sistemde bulunan brülör veya ısı kaynağı aracılığıyla üretilen enerji, fan yardımıyla hava akımına aktarılır. Isıtılan hava daha sonra doğrudan ortama veya kanal sistemi üzerinden farklı bölgelere yönlendirilebilir. Sıcak hava üreteçleri yakıt ve sistem yapısına göre farklı seçeneklere sahip olabilir. Endüstriyel uygulamalarda doğalgazlı sıcak hava üreteçleri yaygın olarak değerlendirilen çözümler arasındadır.
Başlıca kullanım alanları şunlardır:
Her kullanım alanının sıcaklık, hava dağılımı ve çalışma süresi ihtiyacı farklıdır. Bu nedenle aynı cihaz kapasitesinin farklı yapılarda aynı sonucu vermesi beklenmemelidir.
Sıcak hava üreteci kapasitesi, cihazın belirli bir sürede ortama aktarabildiği ısı enerjisini ifade eder.
Kapasite genellikle şu birimlerle belirtilir:
Endüstriyel uygulamalarda cihaz seçimi çoğunlukla kilovat üzerinden yapılır. Ancak cihazın katalogda belirtilen nominal kapasitesi ile yapının gerçek ısı ihtiyacı aynı kavram değildir. Öncelikle binanın veya ısıtılacak bölümün ısı kaybı hesaplanır. Ardından bu ihtiyacı karşılayabilecek cihaz veya cihaz grubu belirlenir. Bu nedenle “1000 metrekare alana kaç kW sıcak hava üreteci gerekir?” sorusuna, yapının özellikleri bilinmeden kesin yanıt vermek doğru değildir.
Doğru kapasitenin belirlenebilmesi için yalnızca toplam alan değil, yapıya ait teknik veriler incelenmelidir.
Metrekare, kapasite hesabının başlangıç bilgilerinden biridir. Ancak tek başına yeterli değildir. Aynı metrekareye sahip iki yapıdan biri 4 metre, diğeri 10 metre tavan yüksekliğine sahipse ısıtılacak hava hacimleri birbirinden tamamen farklıdır. Bu nedenle metrekare bilgisi mutlaka tavan yüksekliğiyle birlikte değerlendirilmelidir.
Sıcak hava üreteçlerinde ısıtılan temel unsur ortam havasıdır. Bu nedenle yapı yüksekliği arttıkça ısıtılması gereken hava hacmi de büyür. Yüksek tavanlı yapılarda sıcak havanın üst bölgelerde toplanması ihtimali de dikkate alınmalıdır.
Bu tür alanlarda:
önem kazanır.
Yalnızca yüksek kapasiteli cihaz kullanmak, hava dağılımı doğru planlanmadığında yeterli olmayabilir.
Isıtma hesabında yapının yaklaşık iç hacmi şu şekilde belirlenebilir:
İç hacim = Alan × ortalama tavan yüksekliği
Örneğin 1.000 metrekare büyüklüğünde ve 6 metre yüksekliğindeki bir yapının yaklaşık iç hacmi 6.000 metreküptür. Ancak bu değer yalnızca geometrik hacmi gösterir. Gerçek kapasite ihtiyacının bulunabilmesi için ısı kayıplarının da hesaplanması gerekir.
Çatı, duvar, kapı, pencere ve zemin yüzeylerinden gerçekleşen ısı kayıpları sistem kapasitesini doğrudan etkiler.
Yapılar genel olarak şu şekilde değerlendirilebilir:
İyi yalıtılmış bir tesiste üretilen sıcaklık daha uzun süre korunabilir. Yalıtımı zayıf yapılarda ise cihazın kaybedilen ısıyı sürekli karşılaması gerekebilir. Özellikle metal çatı ve cephe panellerine sahip eski endüstriyel yapılarda yalıtım durumu dikkatle incelenmelidir.
Kapasite hesabında hedeflenen iç ortam sıcaklığı ile bölgenin kış dış hava sıcaklığı arasındaki fark belirleyicidir.
Örneğin:
Sıcaklık farkı arttıkça yapının ısı ihtiyacı da yükselir. Bu nedenle farklı şehirlerde bulunan aynı özellikteki iki tesis için aynı cihaz kapasitesi yeterli olmayabilir. Projelendirmede yalnızca yıllık ortalama hava sıcaklığı değil, bölgenin kış tasarım koşulları dikkate alınmalıdır.
Fabrika ve depolarda bulunan büyük sevkiyat kapıları, önemli miktarda ısı kaybına neden olabilir. Kapılar sık açılıp kapanıyorsa yalnızca yüzeylerden gerçekleşen ısı kaybı değil, dışarıdan giren soğuk hava da hesaba katılmalıdır.
Değerlendirilmesi gereken başlıca unsurlar:
Kapı trafiğinin yoğun olduğu bir lojistik merkezinde ihtiyaç duyulan kapasite, benzer büyüklükte ancak kapıları az açılan bir depodan farklı olabilir.
Kapalı alan içerisindeki havanın belirli bir süre içinde ne kadar yenilendiği, ısıtma yükünü etkileyen önemli kriterlerden biridir.
Hava değişimi şu nedenlerle gerçekleşebilir:
Dışarı atılan sıcak havanın yerine soğuk dış hava girdiğinde, sistemin bu havayı yeniden ısıtması gerekir. Bu nedenle yüksek hava değişimi bulunan üretim tesislerinde kapasite hesabı yalnızca bina kabuğuna göre yapılmamalıdır.
Her yapıda aynı iç ortam sıcaklığına ihtiyaç duyulmaz.
Örneğin:
Bu nedenle kapasite belirlenirken yapının yalnızca büyüklüğü değil, hangi amaçla kullanıldığı da dikkate alınmalıdır.
Sistemin gün içerisinde kaç saat çalışacağı, cihaz sayısı ve kontrol senaryosunu etkileyebilir.
Sıcak hava üreteci:
çalışabilir.
Sürekli kullanılan bir tesiste sıcaklığın korunması hedeflenirken, aralıklı kullanılan alanlarda başlangıç ısıtma süresi daha önemli olabilir. Uzun süre kapalı kalan bir alanın kısa sürede istenen sıcaklığa ulaşması gerekiyorsa sistemin ilk ısıtma yükü ayrıca değerlendirilmelidir.
Bazı endüstriyel tesislerde makineler, fırınlar, motorlar, aydınlatma sistemleri ve üretim prosesleri ortama ısı yayar. Bu iç ısı kazançları, belirli saatlerde ısıtma ihtiyacını azaltabilir. Ancak makinelerin yalnızca vardiya sırasında çalışması veya tesisin farklı bölümlerinde yoğunlaşması nedeniyle bu kazançlar dikkatle hesaplanmalıdır. Isı kazançlarını tamamen yok saymak gereğinden yüksek kapasiteye, fazla değerlendirmek ise yetersiz kapasiteye yol açabilir.
Mühendislik hesabında yapının toplam ısı kaybı belirlenir.
Toplam ısı ihtiyacı genel olarak şu kayıpların birleşiminden oluşur:
Hesabın temel yaklaşımı şöyledir:
Toplam ısı ihtiyacı = Yapı yüzeylerinden gerçekleşen kayıplar + havalandırma ve hava sızıntısı kayıpları
Her yüzey için:
dikkate alınır.
Hava kaynaklı kayıplarda ise:
değerlendirilir.
Hesap sonucunda ortaya çıkan toplam ısı ihtiyacı, cihazın faydalı ısı kapasitesiyle karşılaştırılır.
Piyasada sıkça kullanılan metrekareye göre yaklaşık kapasite tabloları, yalnızca ön değerlendirme amacıyla kullanılabilir.
Örneğin “metrekare başına belirli bir watt değeri” üzerinden yapılan hesaplar:
yeterince dikkate almayabilir.
Bu nedenle metrekare yöntemiyle bulunan sonuç kesin cihaz seçimi olarak kullanılmamalıdır. Özellikle yüksek tavanlı endüstriyel yapılarda metrekare yerine hacim ve toplam ısı kaybı hesabı daha anlamlıdır.
Sıcak hava üretecinin kaç kW olması gerektiği, yapının hesaplanan toplam ısı ihtiyacına bağlıdır.
Örneğin mühendislik hesabı sonucunda bir alanın ısı ihtiyacı belirli bir kapasite olarak bulunabilir. Bu ihtiyacı karşılamak için:
değerlendirilebilir.
Toplam ihtiyaç aynı olsa bile cihaz dağılımı yapının geometrisine göre değişebilir. Uzun ve dar bir tesiste tek noktadan yüksek kapasiteli cihaz kullanmak yerine, farklı noktalara yerleştirilen birden fazla cihaz daha dengeli hava dağılımı sağlayabilir. Bu nedenle kapasite ile birlikte cihaz sayısı ve yerleşimi de projelendirilmelidir.
Her iki yaklaşımın da farklı proje koşullarında kullanım alanı olabilir.
Uygun alanlarda şu avantajları sunabilir:
Ancak cihazın konumu ve hava dağılımı doğru planlanmazsa uzak bölgelerde sıcaklık farkları oluşabilir.
Şu durumlarda değerlendirilebilir:
Birden fazla cihaz kullanıldığında her bölge bağımsız kontrol edilebilir. Buna karşılık gaz hattı, elektrik altyapısı ve bakım noktalarının sayısı artabilir. Doğru çözüm, yapının mimarisi ve işletme düzenine göre belirlenmelidir.
Sıcak hava üretecinde yalnızca ısıl kapasite değil, cihazın sağladığı hava debisi de önemlidir. Hava debisi, cihazın belirli sürede ne kadar havayı hareket ettirebildiğini gösterir ve genellikle metreküp/saat cinsinden ifade edilir.
Yeterli ısı kapasitesine sahip ancak düşük hava debili bir cihaz:
Yüksek hava debisi ise yanlış yönlendirildiğinde çalışanlar üzerinde rahatsız edici hava akımı oluşturabilir. Bu nedenle cihaz seçiminde ısı kapasitesi ve hava debisi birlikte değerlendirilmelidir.
Üfleme mesafesi, cihazdan çıkan sıcak havanın etkili biçimde ulaşabileceği alanı ifade eder.
Bu mesafe şu faktörlere bağlıdır:
Cihazın teknik kataloğunda belirtilen hava debisi ve üfleme karakteristiği, yerleşim planında dikkate alınmalıdır. Yalnızca cihazı alanın bir ucuna yerleştirip diğer uca kadar sıcaklık ulaşmasını beklemek her projede doğru sonuç vermeyebilir.
Sıcak hava üreteçleri doğrudan üflemeli veya kanal bağlantılı şekilde kullanılabilir.
Cihazın bulunduğu alana sıcak hava doğrudan verilir.
Şu alanlarda değerlendirilebilir:
Sıcak hava, hava kanalları ve menfezler aracılığıyla farklı noktalara taşınır.
Şu durumlarda kullanılabilir:
Kanal sistemi kullanıldığında basınç kayıpları, kanal çapları, menfez sayısı ve fan kapasitesi hesaba katılmalıdır. Yanlış tasarlanmış bir kanal sistemi, cihazın nominal hava debisinin alana yeterince ulaşmasını engelleyebilir.
Yüksek tavanlı yapılarda sıcak havanın doğal olarak yukarı yükselmesi, zemin seviyesinde sıcaklık kaybına yol açabilir. Bu nedenle kapasite hesabına ek olarak hava tabakalaşması değerlendirilmelidir.
Aşağıdaki çözümler kullanılabilir:
Sadece cihaz kapasitesini artırmak, tavan altında biriken sıcaklığı çalışma bölgesine geri kazandırmadığı sürece verimli sonuç vermeyebilir.
Depolarda kapasite hesabı yapılırken yalnızca hacim değil, raf ve sevkiyat düzeni de incelenmelidir.
Özellikle:
hava dağılımını etkiler.
Raflar sıcak hava akımını engelleyebilir veya belirli bölgelerde birikmesine neden olabilir. Bu nedenle cihaz ve menfez yerleşimi depo planına göre yapılmalıdır.
Fabrikalarda üretim makineleri ve prosesler ısıtma hesabını etkileyebilir.
Kapasite belirlenirken şu veriler incelenmelidir:
Bazı üretim alanlarında genel ortam ısıtması yeterliyken, bazı tesislerde belirli bölümlerin ayrı kontrol edilmesi gerekebilir.
Seralarda ısı kaybı, endüstriyel binalardan farklı değerlendirilmelidir. Cam, polikarbon veya plastik örtü yüzeyleri yüksek ısı kaybına neden olabilir. Ayrıca bitkilerin ihtiyaç duyduğu sıcaklık ve nem aralığı üretim türüne göre değişir.
Sera kapasite hesabında:
dikkate alınmalıdır. Sıcak havanın bitkilere zarar vermeden ve homojen biçimde dağıtılması için cihaz yerleşimi ayrıca projelendirilmelidir.
Yetersiz kapasitedeki bir sıcak hava üreteci:
Düşük kapasite, ilk yatırım maliyetini azaltıyor gibi görünse de uzun vadede işletme performansını olumsuz etkileyebilir.
Fazla yüksek kapasite de her zaman avantaj değildir.
Gereğinden büyük cihaz:
Bu nedenle güvenlik payı kullanılması gerekse bile kapasite gelişigüzel büyütülmemelidir.
Bazı sıcak hava üreteçleri, ihtiyaca göre farklı kapasite seviyelerinde çalışabilir.
Modülasyon veya kademeli çalışma sayesinde cihaz:
Termostatın konumu da önemlidir.
Termostat:
Yanlış termostat konumu, cihazın gereğinden erken kapanmasına veya uzun süre çalışmasına neden olabilir.
Seçilen cihazın gaz tüketimi, mevcut doğalgaz hattının kapasitesiyle uyumlu olmalıdır.
Kontrol edilmesi gereken başlıca unsurlar:
Isıl kapasite açısından uygun olan bir cihazın, mevcut gaz altyapısına doğrudan bağlanabileceği varsayılmamalıdır. Gerekli durumlarda doğalgaz projesi ve hat kapasitesi yeniden değerlendirilmelidir.
En sık karşılaşılan hatalar şunlardır:
Bu hatalar, cihazın teknik olarak çalışmasına rağmen istenen konforu sağlayamamasına yol açabilir.
Sıcak hava üreteci kapasitesi belirlenmeden önce saha keşfi yapılmalıdır.
Keşif sırasında genel olarak şu bilgiler toplanır:
Bu veriler kullanılarak toplam ısı ihtiyacı, cihaz kapasitesi, cihaz sayısı ve yerleşim biçimi belirlenir. Ürün ve fiyat bilgisi için İletişim sayfamızda bulanan irtibat seçeneklerinden birini seçerek bize dilediğiniz zaman ulaşabilirsiniz.