Akıllı İşletmelerde Isı Yönetimi: Muhammed Ali Yıldız, Endüstri Radyo’ya Konuk Oldu « Radyant Isıtma Sistemleri
SEPET KAPAT
ARA TOPLAM: 0.00 TL

Akıllı İşletmelerde Isı Yönetimi: Muhammed Ali Yıldız, Endüstri Radyo’ya Konuk Oldu

Anasayfa Blog Akıllı İşletmelerde Isı Yönetimi: Muhammed Ali Yıldız, Endüstri Radyo’ya Konuk Oldu
14Eylül
.

Akıllı İşletmelerde Isı Yönetimi ve Verimlilik

Muhammed Ali Yıldız: “Verimlilik, konfor şartlarını düşürmek değil; kullanılan enerjiyi konfora dönüştürmektir.”

Üretimde verimlilik denildiğinde çoğu zaman makineler, üretim hatları, enerji maliyetleri ve otomasyon sistemleri akla geliyor. Ancak çalışma ortamının doğru yönetilmesi de üretim performansının önemli bileşenlerinden biri.

Endüstri Radyo’da Çetin Ünsalan’ın hazırlayıp sunduğu “İşte Bunu Konuşalım” programına konuk olan Daygas Isı Sistemleri Teknik Eğitim ve Satış Geliştirme Mühendisi, Makine Mühendisi Muhammed Ali Yıldız; akıllı işletmelerden enerji verimliliğine, radyant ısıtma teknolojilerinden otomasyona, çalışan konforundan yenilenebilir enerjiye kadar pek çok başlığı değerlendirdi.
 

“Akıllı işletme, veriyi doğru kullanan işletmedir”

Çetin Ünsalan: Akıllı işletme dediğimizde neyi kastediyoruz? Dünya neyi kastediyor? Kimdir akıllı işletme?

Muhammed Ali Yıldız: Benim için akıllı işletme; iyi analiz eden, iyi veri toplayan ve bu verileri doğru şekilde izleyebilen işletmedir.

Üretimden satışa, satış sonrasından servis süreçlerine kadar elde edilen verileri toplamak ve iş işten geçmeden analiz etmek gerekiyor. Böylece henüz problem büyümeden tedbir alabiliyorsunuz.

Örneğin bir ürün üretildikten ve müşteriye ulaştıktan sonra aynı hata tekrar tekrar ortaya çıkarsa; geri toplama, tamir ve servis süreçleri işletme için ciddi maliyetler oluşturabilir. Oysa işin başında doğru analiz yapıldığında, problem bu noktaya gelmeden çözüm üretmek mümkün.

Çetin Ünsalan: Yani aslında işletmelerde mühendisliği daha fazla yerleştirmemiz gerekiyor.

Muhammed Ali Yıldız: Kesinlikle. Burada mühendislere büyük görev düşüyor. Hem ihtiyacın doğru analiz edilmesi hem de buna yönelik geliştirilecek çözümlerin verimli ve çevre dostu olması gerekiyor.

Bugün Avrupa’da ve dünyanın genelinde çevreci politikalar giderek daha fazla önem kazanıyor. Biz de Daygas olarak enerji verimliliği ve akıllı işletmeler konusunda kendi bünyemizde çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Buradaki en önemli konulardan biri de sistemi izleyebilmek.

Bir işletmeye girildiğinde ilk olarak neye bakılmalı?

Çetin Ünsalan: Diyelim ki 30-40 yıllık bir işletmeye girdiniz. İşletmenin fotoğrafını çekmeye nereden başlıyorsunuz? Ne fazla ne eksik kararını nasıl veriyorsunuz?

Muhammed Ali Yıldız: Benim için burada en önemli nokta, işletmenin farkında olduğu kayıplardan çok farkında olmadığı kayıpları bulmak.

Örneğin fabrikanızı veya işletmenizi ısıtmak için yıl boyunca kullandığınız enerjinin ne kadarını gerçekten verimli şekilde kullanıyorsunuz? Öncelikle bunu analiz edebilecek bir sistem kurulması gerekiyor.

Böyle bir sistem ilk aşamada işletmeye ek bir gider gibi görünebilir. Ancak uzun vadede sürekli veri toplayıp analiz yapabildiğiniz için bunun işletmeye geri dönüşü çok daha fazla olabilir.

Bir fabrikanın dört bölümden oluştuğunu düşünelim. İki bölüm sabah, diğer iki bölüm akşam çalışıyor. Buna rağmen bütün fabrikayı gün boyunca ısıtacak şekilde bir sistem kurulmuş olabilir.

Biz burada işletmenin çalışma şeklini, çalışma sıklığını ve insanların gerçekten hangi bölgelerde bulunduğunu analiz ediyoruz.

Çetin Ünsalan: Yani aslında standart bir formül yok. İşletmeye özel, butik bir çözüm söz konusu.

Muhammed Ali Yıldız: Evet. Her işletmenin ihtiyacı farklı.

Bir işletmede lokal çözümlerle ilerlemek gerekirken başka bir işletmede alanın tamamının gün boyunca ısıtılması gerekebilir. Genel geçer tek bir çözümden söz etmek mümkün değil.

İçeride hedeflenen bir konfor sıcaklığı ve uygun çalışma ortamı var. Bugün bunu akıllı sistemlerle optimize etmek mümkün. Sistem, ısı ihtiyacına göre sadece açılıp kapanmak yerine cihazın çalışma seviyesini azaltıp artırabiliyor.

“Verimlilik ile kısıntıyı birbirine karıştırıyoruz”

Çetin Ünsalan: Biz yatırım dediğimizde genellikle makine düşünüyoruz. Bu tür sistemler neden yatırım değil de harcama olarak görülüyor?

Muhammed Ali Yıldız: Burada verimlilik kavramına nasıl baktığımız çok önemli.

Genellikle “daha az tüketerek daha fazla üretmek” şeklinde bir yaklaşım var. Fakat bizim verimlilikten kastımız konfor şartlarını düşürmek değil.

Enerjiyi doğru kullanarak aynı harcamanın karşılığında daha fazla fayda elde etmek gerekiyor. Başka bir ifadeyle kullanılan enerjiyi konfora dönüştürmek gerekiyor.

Çetin Ünsalan: Lambaları kapatıp elektrik faturasını düşürebilirsiniz ama o lambaya ihtiyacınız varsa bu verimlilik değil.

Muhammed Ali Yıldız: Kesinlikle. Bizim de en çok karşılaştığımız sorunlardan biri bu.

Müşterilerimizden bazen “Şu kadar metrekare alanım var, burayı ısıtmak istiyorum” şeklinde talepler geliyor. Ancak yalnızca metrekare bilgisiyle doğru cihazı seçmek mümkün değil.

Alanı görmeden, ısı kayıplarını analiz etmeden ve kullanım şartlarını anlamadan doğru ısıtma çözümünü belirleyemezsiniz.

Dört duvar değil, üretim süreci ısıtılıyor

Çetin Ünsalan: Bir de “Ben burada ne iş yapacağım?” sorusunun sorulması gerekmiyor mu? Sonuçta sadece dört duvar ısıtmıyoruz.

Muhammed Ali Yıldız: Kesinlikle.

Konutlarda daha standart hesaplamalar yapılabilir. Çünkü konutların ısı kayıpları ve kullanım şekilleri belli sınırlar içerisinde değerlendirilebilir.

Ancak işletmelerde durum farklı. İçeride kullanılan makine sayısı, hammaddenin türü, metal yoğunluğu ve üretim şekli gibi birçok faktör devreye giriyor.

Örneğin aynı büyüklükte iki alan düşünün. Birinde ortam belli bir sürede istenilen sıcaklığa gelebilirken, içerisinde çok daha fazla metal ve makine bulunan başka bir alanda bu süre uzayabilir.

Bu nedenle çalışanlar işe gelmeden önce sistemin devreye girmesi gibi senaryolar da planlanabilir.

Sistem gece tamamen kapatılmalı mı?

Çetin Ünsalan: Evlerde “kombiyi tamamen kapatmayın” şeklinde yaygın bir yaklaşım vardır. İşletmelerde de aynı şey geçerli mi? Örneğin vardiya bittiğinde ısıtmayı tamamen kapatmak doğru mu?

Muhammed Ali Yıldız: Aradan geçecek süreye bağlı.

Uzun süre içeride herhangi bir çalışma olmayacaksa, özellikle radyant ısıtıcı kullanılan işletmelerde cihazları kapatmak daha mantıklı olabilir.

Radyant sistemlerin avantajlarından biri hızlı şekilde çalışma rejimine ulaşabilmesi. Bu nedenle çalışma saatleri, vardiyalar hatta mola saatleri bile sisteme dahil edilerek programlama yapılabilir.

Radyant Isıtma Nasıl Çalışır?

Çetin Ünsalan: Radyant ısıtma teknolojisini biraz açabilir misiniz? Nasıl bir sistemden bahsediyoruz?

Muhammed Ali Yıldız: Radyant ısıtmayı en basit şekilde, güneşten ilham alınarak geliştirilmiş bir teknoloji olarak anlatabiliriz.

Kışın güneşli bir günde güneş ışınları üzerinize geldiğinde sıcaklığı hissedersiniz. Gölgeye geçtiğinizde ise bu etki azalır. Radyant sistemlerde de buna benzer bir prensip söz konusu.

Kaynakta yüksek bir sıcaklık oluşturuyoruz ve bu sıcaklığı reflektörlerle ihtiyaç duyulan alana mümkün olduğunca düşük kayıpla yönlendiriyoruz.

Bunu borulu radyant sistemlerle, seramik radyant sistemlerle ve elektrikli infrared ısıtıcılarla gerçekleştirebiliyoruz.

Özellikle açık alanlarda ve klasik yöntemlerle ısıtılması zor alanlarda radyant ısıtmanın önemli avantajları var.

Radyant ısıtıcıların bütün gün çalışması gerekir mi?

Çetin Ünsalan: Özellikle kafelerde sık duyduğumuz bir eleştiri var: “Bu cihazlar bütün gün yanıyor ve çok enerji tüketiyor.” Gerçekten böyle mi?

Muhammed Ali Yıldız: Aslında biz bu sistemleri tam tersine, bütün gün çalışmak zorunda kalmasınlar diye kuruyoruz.

İşletme ihtiyaç duyduğu zaman cihazı açıp hızlı şekilde sonuç alabilsin istiyoruz. Üstelik kafenin bütün masaları dolu değilse bütün cihazların çalıştırılması da gerekmiyor. Sadece müşterilerin bulunduğu bölgelerdeki cihazların kullanılması yeterli olabilir. Radyant ısıtmanın işletmeler açısından verimli seçeneklerden biri olmasının nedenlerinden biri de bu.

Borulu radyant mı, seramik radyant mı?

Çetin Ünsalan: Borulu sistemlerle tekil olarak gördüğümüz seramik radyantlar arasında nasıl bir fark var?

Muhammed Ali Yıldız: Burada işletmenin kullanım yoğunluğu ve montaj şartları önemli.

Borulu radyant sistemlerde daha büyük cihazlarla tek bir cihaz üzerinden daha geniş alanları ısıtmak mümkün.

Seramik radyantlar ise yine doğalgazla çalışan fakat daha küçük bölgelerin ısıtılmasına imkân veren sistemler.

Örneğin bir restoranın açık alanı gün boyunca sürekli yoğun kullanılıyorsa borulu radyant çözüm tercih edilebilir.

Ancak işletmenin yalnızca belirli saatlerde yoğunluğu artıyor ve diğer zamanlarda birkaç masanın ısıtılması yeterli oluyorsa, seramik radyant sistem daha uygun olabilir.

Dolayısıyla burada da seçim tamamen işletmenin kullanım senaryosuna bağlı.

Fabrikalarda Lokal Isıtma mı, Ortam Isıtması mı?

Çetin Ünsalan: Fabrikaya geldiğimizde hangisi daha verimli? İşçinin bulunduğu bölgeyi lokal olarak ısıtmak mı, ortamın tamamını ısıtmak mı?

Muhammed Ali Yıldız: Çalışma şekli burada belirleyici.

Üretim tesislerinde genellikle istasyonlar veya üretim bantları bulunuyor ve çalışanlar belirli noktalarda sabit çalışıyor.

Bu durumda fabrikanın tamamını aynı seviyede ısıtmaktansa insanların çalıştığı bölgeleri öncelikli olarak ısıtmak yeterli olabiliyor.

Tabii bu, yalnızca cihazın baktığı noktanın ısındığı anlamına gelmiyor. Sistemin verdiği ısı ortamın geneline de yayılıyor ve genel soğuğun kırılmasına katkı sağlıyor. Ancak ana hedefimiz, insanların çalıştığı bölgelerde uygun şartları oluşturabilmek.

Çalışma Ortamının Sıcaklığı İnsan Performansını Nasıl Etkiliyor?

Çetin Ünsalan: İnsanların bulunduğu ortamın sıcaklığının iş sağlığı ve güvenliğiyle, makinelerin bulunduğu ortamın sıcaklığının da performansla ilişkisi var. İnsan tarafını biraz açalım.

Muhammed Ali Yıldız: Çok soğuk bir ortamda çalışan insanların elleri veya ayakları uyuşabilir. Bunlar ekstrem örnekler gibi görünebilir ancak yaşanmayacak durumlar değil.

Üretim tesislerinde olası riskleri önceden düşünmek gerekiyor. Dolayısıyla ısıtmanın insan sağlığı açısından önemi var.

Bir diğer konu da işletme verimliliği. Çalışanların hastalanması doğrudan üretim kaybı anlamına gelebilir.

Bazen bir masraftan kaçmaya çalışırken işletmenin karşısına çok daha büyük başka maliyetler çıkabilir. Bu nedenle ısı yönetimini hem iş sağlığı ve güvenliği hem insan sağlığı hem de üretim verimliliği açısından değerlendirmek gerekiyor.

Çetin Ünsalan: Yani mesele yalnızca çalışanın üşümemesi değil.

Muhammed Ali Yıldız: Aynen öyle. Üretim tesislerinin büyük bölümü otomasyon sistemleriyle çalışıyor olsa da sonuçta bu sistemlerin başında teknikerlerin ve çalışanların bulunması gerekiyor.

İnsanların çalışamayacak duruma gelmesi doğrudan iş kaybı, daha hafif durumlarda ise üretimde yavaşlama anlamına gelebilir.

Soğuk, Makine Parkını da Etkileyebilir

Çetin Ünsalan: Ortam sıcaklığının makine parkı performansı üzerindeki etkisi nedir?

Muhammed Ali Yıldız: Bazı makinelerde kullanılan sıvılar düşük sıcaklıklardan etkilenebilir. Makine çalışırken ortaya çıkan sıcaklıkla bu sorun ortadan kalkabilir ancak makinenin uzun süre çalışmadığı dönemlerde donma gibi riskler oluşabilir.

Böyle bir ihtiyaç varsa ısıtma sisteminin geceleri belirli bir seviyede veya yılın belirli dönemlerinde sürekli çalışacak şekilde programlanması düşünülebilir. Ama bunu tamamen işletmenin şartlarına göre değerlendirmek gerekiyor.

Soğuk iklimlerde farkındalık artıyor

Çetin Ünsalan: Özellikle Ankara’nın doğusuna doğru ilerlediğimizde çok daha ağır kış şartlarıyla karşılaşıyoruz. Buralarda ortam ısıtması işletmenin çalışabilirliğiyle daha doğrudan ilişkili hale gelmiyor mu?

Muhammed Ali Yıldız: Kesinlikle.

Son üç-dört yılda özellikle iklim şartlarının daha ağır olduğu bölgelerden daha fazla talep almaya başladık.

Bu bölgelerde konu hakkında ciddi bir farkındalık oluştuğunu ve ısıtma sistemlerine yönelik yatırımların arttığını görüyoruz. Daygas olarak biz de son yıllarda bu bölgelerde büyük projeler gerçekleştirdik.

Isıtma Sistemi Gider mi, Yatırım mı?

Çetin Ünsalan: Büyük fabrikalarda çalışma ortamlarının daha iyi yönetildiğini görüyoruz. Daha küçük işletmelerde ise zaman zaman çok soğuk üretim alanlarıyla karşılaşıyoruz. Bu bir tercih mi, yoksa yatırımın geri dönüşünün bilinmemesiyle mi ilgili?

Muhammed Ali Yıldız: İkinci söylediğiniz daha yakın.

Doğru analiz sonucunda yapılan yatırımın orta ve uzun vadede sağlayacağı kazanç hesaplanabilir. Fizibilite çalışmasının içerisinde bunların bulunması gerekiyor.

Ancak bazı işletmelerde bu yatırımlar gereksiz harcama gibi görülebiliyor. Analiz doğru yapılmadığında ortaya çıkan kayıp tahmin edilenden çok daha büyük hale gelebiliyor.

İş gücü kaybı, üretim kaybı ve satış sonrası süreçlerdeki kayıpların tamamını birlikte düşünmek gerekiyor.

Önemli olan doğru ürünü, doğru verimle üretebilmek. Bunun için büyüğünden küçüğüne bütün işletmelerin bilinçlenmesi gerekiyor.

Fazla Isıtmak da Çözüm Değil

Çetin Ünsalan: Çok soğuk fabrikalar olduğu gibi kendisini adeta hamam zanneden fabrikalar da var. Yani azı kadar fazlası da problem. Optimum sıcaklığı bulmamız gerekiyor galiba.

Muhammed Ali Yıldız: Kesinlikle.

Çok yüksek sıcaklıklarda çalışanlarda durağanlık ve performans kaybı başlayabilir. Bunun yanında gereksiz yere enerji tüketilmiş olur.

Burada doğru mühendislik desteğiyle optimum şartları oluşturmak önemli. Ne çok sıcak ne de çok soğuk; işletme ve çalışanlar için uygun çalışma koşullarının yakalanması gerekiyor.

Çetin Ünsalan: İş sağlığı ve güvenliği açısından da bunun yeterince konuşulmadığını düşünüyorum.

Muhammed Ali Yıldız: Evet. Çalışma sıcaklığı insanların ruh halini ve dikkatini de etkileyebiliyor.

Aşırı sıcak veya aşırı soğuk ortamlar çalışanlarda farklı reaksiyonlara ve dikkatsizliğe neden olabilir. Burada çalışanların hızlı çalışmasından bahsetmiyoruz; farkında olmadan ortaya çıkan performans ve dikkat kayıplarından söz ediyoruz.

Yurt Dışındaki İşletmeler Neye Odaklanıyor?

Çetin Ünsalan: Yurt dışında fabrikalar ve işletmeler bu konuya nasıl yaklaşıyor?

Muhammed Ali Yıldız: Şu anda 36 ülkede çalışıyoruz. Elbette her ülkenin dinamikleri farklı ancak genel olarak şunu söyleyebilirim:

Yurt dışındaki müşteriler yalnızca sistemin kurulmasıyla değil, sistemin izlenmesiyle de çok ilgileniyor.

“Sistemimi kurdum ve ortamı ısıtıyorum” demek onlar için yeterli değil.

Ne kadar enerji tüketiyorum? Sistem hangi saatlerde çalışıyor? Hangi saatlerde çalışması gerekiyor? Ne kadar verim elde ediyorum? Bunları takip etmek istiyorlar.

Özellikle Avrupa’dan gelen taleplerde cihazların izlenebilirliği ve otomasyonu daha fazla ön plana çıkıyor.

Çetin Ünsalan: Yani bir kullanıcı yalnızca enerji faturasıyla ilgilenirken diğeri, ödediği faturanın karşılığında ne aldığını analiz ediyor.

Muhammed Ali Yıldız: Aynen öyle. İkinci yaklaşım doğru olan.

Ödediğiniz faturayı her zaman düşüremeyebilirsiniz. Ama maliyetleri düşürmeye çalışırken başka tarafta verim kaybı oluşturuyorsanız buna verimlilik diyemeyiz.

Asıl mesele, yaptığınız harcamanın karşılığında ne elde ettiğiniz.

Isıtıcı Artık Sadece Açılıp Kapanan Bir Cihaz Değil

Çetin Ünsalan: Müşterilerin talepleri zaman içerisinde değişiyor mu?

Muhammed Ali Yıldız: Tabii ki.

Eskiden cihazın açılıp kapanması ve belirli saatlerde programlanması yeterli olabiliyordu.

Şimdi müşteriler cihazın sadece açılıp kapanmasını değil, belirli oranlarda kısılabilmesini de istiyor. İhtiyaç düştüğünde yakıt tüketiminin tamamen sıfırlanması yerine çalışma seviyesinin düşürülebilmesi talep ediliyor. Bir diğer talep de uzaktan kontrol. Müşteri cihazı yalnızca kontrol panosundan değil, telefonundan da kontrol edebilmek ve işletmede olmadığı zamanlarda sistemin çalışma durumunu görebilmek istiyor.

Çetin Ünsalan: Yani mesele mobil uygulamaya kadar indi.

Muhammed Ali Yıldız: Evet. Böyle talepler geliyor ve biz de bunların karşılığını verebiliyoruz.

Enerji Faturası Tek Başına Yeterli Bir Gösterge Değil

Çetin Ünsalan: Bir işletme bu sistemi takip ederken hangi verilere bakmalı?

Muhammed Ali Yıldız: Bugünün önemli araçlarından biri de yapay zekâ. Sistemlerden elde edilen verileri yapay zekâyla analiz ettiren işletmeler de var.Ancak işletmenin öncelikle şuna bakması gerekiyor: Bir enerji tüketimim var. Bunun karşılığında içerideki çalışanlara uygun koşulları sağlayabiliyor muyum? Ardından ısıtma sistemi kurulmadan önceki ve kurulduktan sonraki üretim süreçleri karşılaştırılmalı. Üretim adetleri arttı mı? Üretim artarken kalite aynı standartta kaldı mı? Çünkü mesele yalnızca daha fazla ürün üretmek değil; aynı zamanda kalite standardını koruyabilmek.

İşletme İçerisinde Bu Verileri Kim Takip Etmeli?

Çetin Ünsalan: Sistem kurulduktan sonra bunun işletme içerisinde bir muhatabı olması gerekiyor. Bu görevi kim üstlenmeli?

Muhammed Ali Yıldız: Bana göre burada Ar-Ge birimleri ön plana çıkıyor. Ar-Ge yalnızca yeni ürün geliştirmek değil, içerideki süreçlerin iyileştirilmesi açısından da önemli. Üretimin hızlandırılması, kalitenin aynı standartta korunması ve ürüne etki eden faktörlerin uçtan uca değerlendirilmesi gerekiyor. Hatta çalışan psikolojisi gibi ilk bakışta üretimin dışında görülebilecek konular bile ürün kalitesine ve üretim performansına etki edebilir. Büyük üretim hacimlerinde küçük görülen kayıplar toplamda çok ciddi maliyetler oluşturabiliyor.

Her Şeyi Baştan Değiştirmek Gerekiyor mu?

Çetin Ünsalan: Böyle bir sisteme geçmek mutlaka yeni bir yatırım mı gerektiriyor? Mevcut tesisatlara adapte edilebilen teknolojiler var mı?

Muhammed Ali Yıldız: Bina otomasyon sistemleri kullanan işletmeler var. Bu sistemlerde işletme içerisindeki birçok cihazı tek noktadan izleyip yönetebilirsiniz. Radyant ısıtıcılar da bu tür sistemlere entegre edilebilir.

Örneğin; kapı açıldığında cihazın kapanması, kapı kapandığında tekrar devreye girmesi gibi senaryolar oluşturulabilir. Cihazların enerji tüketimleri de otomasyon sistemi üzerinden takip edilebilir. Aslında farklı kombinasyonlar oluşturuyorsunuz.

Çetin Ünsalan: Bir anlamda oyun kurmak gibi.

Muhammed Ali Yıldız: Kesinlikle. Bunun arkasında zaten yazılım var. Biz cihazlara yazılım desteği ekleyerek cihazı bir anlamda uzaktan izleyip kontrol edilebilen bir bilgisayar haline getiriyoruz. Böylece ürün yalnızca doğalgaz yakan bir cihaz olmaktan çıkıyor ve işletmenin genel otomasyon sistemine entegre olabilen bir yapıya dönüşüyor.

Radyant Isıtıcılarda Bakım Neden Önemli?

Çetin Ünsalan: Kombilerde olduğu gibi bu sistemlerde de düzenli bakım gerekiyor mu?

Muhammed Ali Yıldız: Kesinlikle. Bunlar uzun süre kullanılmak üzere tasarlanan endüstriyel cihazlar. Uzun ömürlü kullanım için bakım yapılması gerekiyor. Biz yılda bir veya iki kez bakım öneriyoruz. En kötü ihtimalle kış sezonuna girmeden ya da kış sezonu çıktıktan sonra cihazların kontrol edilmesi, cihaz ömrüne doğrudan etki ediyor. Nasıl otomobilimizi düzenli olarak yetkili servise götürüyorsak, bu cihazlarda da yetkili servislerle bakım yapılması önemli.

Yenilenebilir Enerji Radyant Isıtmayı Nasıl Değiştiriyor?

Çetin Ünsalan: Sürekli doğalgazdan bahsediyoruz ancak fabrikalarda güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji yatırımları da artıyor. Radyant sistemler buraya entegre olabiliyor mu?

Muhammed Ali Yıldız: Elektrikli infrared teknolojisi de mevcut. Son yıllarda fabrikalarda güneş enerjisi sistemleri ciddi şekilde yaygınlaşmaya başladı. Kendi elektriğini üreten fabrikalar doğal olarak bu enerjiyi kullanmak istiyor. Eskiden ağırlıklı olarak doğalgaz üzerinden ilerleyen radyant ısıtma sektörü bu nedenle elektrik tarafına da yönelmeye başladı. Biz de Daygas olarak bunun karşılığı olarak elektrikli ürün gamımızı artırıyoruz.

Çetin Ünsalan: Dünyada da bu yönde bir eğilim var mı?

Muhammed Ali Yıldız: Çok net şekilde var. Yenilenebilir enerji kaynaklarına daha fazla yönelmek isteyen bir yaklaşım görüyoruz. Bunun hem çevreci politikalarla hem de uzun vadeli maliyet hesaplarıyla ilişkisi var.

Çetin Ünsalan: Peki mevcut doğalgazlı bir radyant cihazı yenilenebilir enerjiyle çalışacak hale dönüştürmek mümkün mü?

Muhammed Ali Yıldız: Aynı cihaz üzerinde değil. Elektrikli tarafta farklı cihaz kullanılması gerekiyor. Doğalgazlı cihazlarda elektrik sistemin çalışması için kullanılıyor ancak asıl ısı kaynağı doğalgaz. Dolayısıyla elektrikli sisteme geçilecekse farklı ürünlerle ilerlemek gerekiyor.

“Isı Yönetimi Uçtan Uca Bir Süreç”

Çetin Ünsalan: Günün sonunda ortam ısısını doğru yönetmek, verimlilikle doğrudan ilişkili diyebilir miyiz? İş güvenliğinden makine performansına kadar pek çok alt bileşeni etkiliyor.

Muhammed Ali Yıldız: Aynen öyle. Burada uçtan uca bir süreç var. Sistemin doğru kurulması, izlenmesi, verilerin doğru analiz edilmesi ve en başta işi bilen kişilerden destek alınması gerekiyor.Doğru yaklaşım bu.

Kaynak: Endüstri Radyo – İşte Bunu Konuşalım
Programı hazırlayan ve sunan: Çetin Ünsalan
Konuk: Daygas Isı Sistemleri Teknik Eğitim ve Satış Geliştirme Mühendisi, Makine Mühendisi Muhammed Ali Yıldız

Sizlere daha iyi hizmet sunulabilmek için site çerezleri kullanmaktayız. Çerezler hakkında detaylı bilgi için Kişisel Verilerin Korunması Kanunu metnini inceleyebilirsiniz
GİRİŞ YAP KAPAT
Şifremi Unuttum
Hesap Oluşturun




Keşif Formu